December 4, 2010

kelimelerin yatamayacagi bahcede

sen o sari yelkenli olmalisin
camdan asagiya suzulen
ve bir damla gibi
yuzen...

isikli sehirlere giderim
soguk neon yagmurlari gelir
bir kahve alir ellerini isitirim
sonra o alevli, yalniz sahile
kumsaldaki dalgali masa buyur
saclarin uzar
ellerim titrer
sen uyursun
ben buyurum...

sana verecek hic bir sirrim yok benim
kelimelerin yatamayacagi bir bahcede
uzanmisiz oyle
gokyuzu senin
bulutlar benim
aksamustu dort bucuk sularinda
kuzey yarimkurenin herhangi bir bahcesinde
uzaniriz bir kizilligin altina
gunes senin...gunes benim...

Kivanc
4 Aralik, DC

November 5, 2010

bulutlar

bulutlar geldiler!
yağmaya değil
gölgeye...

derunumda
bir akşamüstü var benim
ılık bir rüzgar tepsisinde
güneşten çay bardakları
öylesine kızılım

gökyüzümde ise
perdeli güneşler
gezdiririm

bulutlar geldiler!
istemediğim kadınlar gibi
yağmaya değil
gölgeye...


Kıvanç
6 Kasim-DC

November 1, 2010

resistance to banality-siradanliga direnis


biz uc arkadas; bendeniz, Michael ve Francoise, sonbahar fotograflari cekmek icin gunesli bir cumartesi gunu kendimizi sokaklara attik. ekimin son gunesi Washington sokaklarini isitir ve yerdeki yapraklari kizartirken sonbaharin dili olsa da konussa diye dusundum. sonra makinemin diliyle sonbaharin renklerini birlestirip bir seyler anlatmaya karar verdim. yukaridaki fotografi Georgetown'un arka sokaklarinda bir parkta cektim. Siyah ve beyaz arasindaki tonlara (yoksa siz arada baska renkler olmadigini mi saniyorsunuz?) eskiya bir rengin sizmasina izin verdim. herseyi bilen zevzekler kiskanclikla 'photoshop' kullandigimi soylerlerse inanmayin: Hic sonbahara bakmadiklarindandir. bakip da gormediklerindendir. makinemin hosuma giden bir ayari var. fotograf cekerken, kompozisyonunuzu olusturduktan sonra, bir rengi kendi dogal halinde birakip fotografin geri kalanini siyah ve beyaz yapabiliyorsunuz. bu ayari seviyorum cunku bana kendimi ifade ederken daha genis bir manevra alani sagliyor.



yukaridaki kizil yapraklar farkliliklari, dunyayi degistirme arzusunu, mor inekleri, cirkin ordek yavrularini, asileri, laf anlamazlari, elestirinin gucune inananlari, sozunu esirgemeyenleri, escinsellerin onur yuruyuslerini, feministleri, anti-militaristleri ve daha bir cok 'cikinti' gorusu, durusu temsil ediyorlar. bu yapraklardan bir tanesi Hrant Dink'se otekisi Rosa Parks.

diger yapraklar ise hepinizin malumu...

bir isim de verdim fotograflarima: Resistance to Banality yani Siradanliga Direnis...


Kivanc

October 24, 2010

çöl tanrıları

pastel bir odada
küflü bir pervaz önüydü
aramızda duran
omzunun sessiz şalıydı

akşam erken indi
bir hamsine takıldı
tenine sepya bir tül dokundu

nehirlerden, uzaklardan
ve afrika'dan bahsettin
bense ellerindeki
çöl tanrılarını
seyrettim

gözyaşlarım yandı yüzümde
aklından bir kez olsun
geçeyim diye...


Kıvanç
24 Ekim-DC

October 19, 2010

turuncu

senin bir ölü olduğundan başlıyorum
yazdıkça diriliyor, güzelleşiyorsun
susuyorum,
boğazım küfleniyor
beni öldürüyorsun

bahçelere çıkıyorum
meydanlara uzanıyorum
köşebaşları olmayan sokaklar
arzuluyorum

heyhat...

şehirlerim akvaryum
tek bir balık
turuncu

yüzüyorsun...


Kivanc

19 Ekim, DC

Kış dönümü...

Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle...   Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...