April 24, 2011

eski nisan'dan isli mayıs'a

nisan yağmurlarının tülünü aralayıp
eski can evine girdiğinde
büyümüş görünebilirim gözüne
üzülme

zamanın yüzdüğü derimde
isli denizli, akşamlar ve asma dalları
çocukluğumuzdan bir şiir çiziği
yüzümde asılı olmalı

eski hamamlar ve taslardan
sevinçli izler yoksa baktığın yerlerde
is rengi evlerde, akşam inen ellerimde
ve dallarına şiir asmıyorsam
asma dallarının
üzülme

mayıs yağmurlarının tül perdesinde
eski zamanlar, akşamlar ve isli evler
hâlâ ellerimde.

Kıvanç

(25 Nisan, İzmir)

-Bu şiir, şiirden dergisinin Temmuz-Ağustos 2012 sayısında yayımlanmıştır.

April 23, 2011

dumansız odada zaman


bütün saatlerin senin yüzünde bir yeri var
sabah güneşi alnında doğar
burnunda akşamüstü çayları
dudakların gecenin uçbeyi
günün dumanını üfleyen

lamba söner,
dumansız oda
bir fırtınaya tekabül eder
gece karanlığına düşer alaz
dumansız odaya panayır iner
eteklerinde yine mai uçurtmalar

uçurtmalara vurgun bir çocuktan yüzüne
açık bir mektup var.

Kıvanç

(23 Nisan, İzmir)

April 18, 2011

kurtuluşa doğru

Aşağıdaki fotoğrafları geçtiğimiz hafta Foça'da çektim. Güneş benim için kurtuluşu simgeler. Bu fotoğraflara bakarken kurtuluşu ve özgürlüğü düşünüyorum, tıpkı onları çekerken düşündüğüm gibi.

Bugün okuduğum haberlerin birisinde iett otobüs şoförlerinden birisinin belediye otobüsünde birbirlerine sarılan çiftleri hepimizin vergileriyle alınan otobüsten hakaret ederek indirdiğini okudum. Gün içinde Bedri Baykam'ın bıçaklandıktan sonraki görüntülerine baktım. Bıçaklanan bir adamı hastaneye götürmemek için, arabasının içinde yol kenarında bekleyen bir adamın kapıları kilitleyerek uzaklaştığını gözümle gördüm. Akşama doğru ise YSK'nın 12 milletvekili adayının ve bir siyasi partinin seçimlere girmesini engellediği haberi geldi. Bütün bunlar bir gün içinde olup bitti.

Ne demiştim? Aşağıdaki fotoğraflar kurtuluşu ve özgürlüğü anlatıyor. Tekrar uzaklara gitmek istediğimi de...


April 9, 2011

tereddüt

bu tereddütte bir kan kokusu var
gelmeyen sabah, kafesli kabuslar var

herkes sayıkladığı yerde
aşk baygın bir arafta
bütün arabalar yeşilde
bütün anahtarlar kilitlerde
öl-dü-ler!

ışıklar, resimler ve sular çekildi
kanlı kelimeler tükürüyorum
şiir yazıyorsun diyorlar
çekilen suların sırtındaki
kırmızı lekeleri(mi) görmüyorlar

sesinde bir tereddüt var
sesin derindir, denizdir, uçsuzdur

çekilen suların sırtına
kavanozlar yüklüyorum
kelime dolu kavanozlar
kırmızı
görmüyorlar

Kıvanç

(9 Nisan, İzmir)

April 8, 2011

deconstruction of kasım'da aşk başkadır!

Nazlı'yı böyle çizdim:


Nazlı da beni böyle çizmiş:


Bir de böyle bir fotoğrafımız var:

April 3, 2011

gençler özgür ve bilinçli olmalı / Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul

Çocuklarımızın özgür ve bilinçli olmaları onları bu yönde yetiştirip yetiştirmemize bağlıdır. Sorumluluk verdiğimiz, kendi başına karar verebilmelerine destek olduğumuz çocuklar özgür ve bilinçli olacaklardır. Sürekli onlar adına karar veriyor, verdikleri kararlara müdahale ediyor, daha da kötüsü verdikleri kararları sürekli eleştiriyor ve beğenmiyorsak özgür ve bilinçli olmaları mümkün olmayacaktır.

Özgürlük günümüzde fikir özgürlüğü olarak karşımıza çıkmakta özgür fikirler için özgür olmak gerekmektedir. Hata yapmasından korktuğumuz, kendi başına bırakamadığımız, sürekli yaşamına müdahale ettiğimiz çocuklarımız özgür olmayacak ve bilinçli kararlar veremeyecek hayatlarının kararlarını sürekli bize bırakacaklardır. Kendi başına sorumluluk almayacak çünkü bu sorumluluğun yükü altında ezileceklerdir.

Çocuklarımızın hata yapmalarına izin verdiğimiz oranda onların kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak ve doğru kararlar alabilmelerine yardımcı olabileceğiz. Çok sevdiğim bir söz var “ küçük hatalar yapmayan insanlar büyük hatalar yapar” . Çocuklarımızın hata yapmasından korkmamalıyız. Önemli olan hatalardan ders alabilmektir. Hatalardan ders alabilen insanlar deneme cesaretine sahip olacak ve bu deneme cesaretide onları özgürleştirecektir. Ancak özgür düşünceli bir insan kendi başına kararlar alıp o kararları uygulayabilir. Onlar çocuk doğru kararlar vermeyebilir diye düşünebiliriz. Eğer çocukluğun küçük yaşlarından itibaren onları kendi kararlarını kendileri verebilmeleri için cesaretlendiriyor ve verdikleri kararları destekliyorsak karar vermekten ve sorumluluk almaktan korkmayacaklardır. Bu ise ayaklarının üzerinde sağlam durabilmelerini, verdikleri kararların arkasında olmalarını sağlayacak özgür ve bilinçli bireyler haline gelmelerini sağlayacaktır. Bu şekilde davranmadığımızda kendi başına karar vermeyen, hiçbirşeyin sorumluluğunu almayan, başka insanların yanında çekingen, ürkek ve bir söz etmeyen hatta merhaba diyemeyen çocuklarımız olacaktır. Bu şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımız büyüyüp genç olduklarında hayatlarının sorumluluklarını almayacak, ders için zaman ayırmak yerine bilgisayarın, televizyonun başında saatlerini ve günlerini yitirecek bundan üzüntü duymayacaktır. Yaşamı hakkında bilinçli olmadığı için kaybettiklerini umursamayacaktır.

Özgürlük bedel ödemeden kazanılmayacaktır. Çocuklarımızın özgür ve bilinçli olmalarını istiyorsak onlara müdahale etmemeli, verdikleri kararları tartışmalı, doğru ve yanlışlarını göstermeli ve doğru bildikleri yolda gidebilmelerine destek olmalıyız. Ancak bu şekilde yaşamları boyunca mutlu ve kendi kararlarını kendi alabilen bireyler olmalarına yardımcı olacak ve belki de yaşamları için en önemli alışkanlığı kazandırmış olacağız.