June 9, 2010

Stratejik Derinlik: Bir dış politika eleştirisi (*)



Kıvanç Özcan

Ahmet Davutoğlu’nun 2000’li yılların başında yayımladığı Stratejik Derinlik – Türkiye’nin Uluslararası Konumu başlıklı kitabı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’nin dış politikasında yaşanan yeni gelişmelere ve değişimlere paralel olarak en çok tartışılan akademik kitaplardan birisi oldu. Davutoğlu’nun Türk dış politikası için yaptığı öneriler önce uluslararası kamuoyunda sonra da Türk medyasında ve akademik çevrelerde ‘Yeni Osmanlıcılık’ olarak nitelendirilmeye başlandı.

Odağına Ahmet Davutoğlu’nun söz konusu eserini alan bu yazının iki temel amacı vardır. İlk olarak Stratejik Derinlik isimli eser eleştirel bir gözle incelenecek ve kitabın temel derdi açıklanmaya çalışılacaktır. İkinci olarak ise, Stratejik Derinlik’ten hareketle Yeni Osmanlıcılık kavramı için giriş niteliğinde olacak bir tartışma yapılacaktır.

Stratejik Derinlik isimli hacimli ve kapsamlı çalışma Türkiye’nin dış politikasının 2000’li yıllarda nasıl yönetildiğini anlamak için okunması gereken bir eser. Her ne kadar kitapta geçen “tarihi derinlik” ve “tarihi mirasın kullanılması” gibi kavramların biraz daha açıklanmasına ihtiyaç olsa da Davutoğlu tutarlı ve uzun vadeli bir dış politika yapımı için önemli argümanlar sunuyor. Buna ek olarak, 2000’li yıllara kadar esas alınan ve bugün de Türk siyasetinde etkili bazı kurumların uygulanmasında ısrar ettiği statükolara yönelik eleştiriler de kitabın önemini artırıyor.

Türkiye yüzünü doğuya dönerken: Yeni Osmanlıcılık

AKP iktidara geldiğinden bu yana Türk dış politikasında bir takım temel değişikliklere gitmeye başladı. Ahmet Davutoğlu kendisinden önceki dış işleri bakanlarına danışmanlık yaparken de hissedilmeye başlanan bu değişiklikler Davutoğlu’nun bakanlığı döneminde çok daha fazla görünür oldu. Bu yeni dış politika anlayışını dış basın “Yeni Osmanlıcılık” olarak tanımladı, sonra da iç kamuoyunda da bu tanım yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Her ne kadar AKP kadroları ve Davutoğlu bu tanımı kabul etmekte gönülsüz davransalar da yapmak istedikleri değişikliklerin Türkiye’nin 2000’li yıllara kadar sürdürülen dış politika anlayışından bir kopuşu işaret ettiği de açık.

Özetle AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’nin dış politikasında gözlemlenen değişimleri adlandırmak için ortaya atılan Yeni Osmanlıcılık kavramı Türkiye’nin geçmişi nasıl algıladığından hareketle kimlik meselelerine de temas ediyor. Bölgesel bir güç olmanın Kürt meselesi gibi bölgeyle ilişkili iç problemleri halletmekten geçtiğini savunan bu yeni politik bakış Osmanlı mirasının özellikle Orta Doğu’da aktifleştirilerek Türkiye’ye yeni fırsatlar yaratılması gerektiğini ileri sürüyor. Fakat, hükümetin İsrail’e karşı izlediği agresif tutum ve AB’ye yönelik şüpheci söylem Yeni Osmanlıcılık politikasının etki alanını daraltabilir. Çünkü Davutoğlu’nun öncelik verdiği bölgeleri İsrail’den ve AB’den bağımsız düşünmek mümkün değildir. Ki zaten İsrail’in Suriye ile olan görüşmelerde Türkiye’nin arabuluculuğuna karşı son zamanlarda takındığı olumsuz tavır bu handikapın işareti olarak okunmalıdır. Son olarak, Yeni Osmanlıcılık Türkiye’de 2000’li yıllarda yaşanan büyük dönüşümde iktidardaki AKP’nin kimlik ve dış politika yapımında aldığı pozisyonun bir diğer adıdır.


(*) Yukarıdaki yazinin tamami dogudan dergisi'nin 16. sayisinda yayimlanmistir. Yazinin tamamina erismek isteyenlerin dogudan dergisinin 16. sayisini almalari rica olunur.

Yeni-Osmanlicilik: Bati ile Iliskilerde Yeni Bir Evre


Kendi cografyamizdan konusmaya devam ediyoruz...

dogudan dergisi 16. sayisiyla okurlarla bulusuyor: "Yeni-Osmanlicilik: Bati ile Iliskilerde Yeni Bir Evre" Yazarlar: Cem Somel, Mehmet Bekaroglu, Akif Emre, Ceyda Karan, Ilhan Uzgel, Volkan Yaramis, Fulya Atacan, Kansu Yildirim, Serhat Toker, Kivanc Ozcan, Dincer Demirkent, Eren toprak, Okay Bensoy