January 7, 2006

new york aquarium


Sabah uyanir uyanmaz kahvalti bile yapmadan New York Aquarium'a gtmek icin Coney Island'a giden metroya atladim. Akvaryumda deniz aslaninin yaptigi bir gosteriyi izledikten sonra penguenleri, foklari ve daha bir suru deniz canlisini hem disardan hem de su altindan gorup asil merak ettigim bolume, kopekbaliklarinin oldugu yere geldim. Boylari 2,5 metre civarinda olan dev kopekbaliklari gercekten urkutucuydu. Yukarida resmini gordugunuz Mr.Breakfast isimli kopekbailigi en buyuklerinden birisi. Bu fotoğrafı cekerken balıklari biraz kızdırdım galiba :o)

January 6, 2006

Brooklyn Bridge

The Moving Image Museum'dan cikinca Manhattan'a East River uzerindeki Brooklyn koprusunden gokdelenleri seyrederek gectim. Kopruyu cok begendigimi soylememe gerek yok sanirim. 1883'te tamamlanan ve celikten yapilan ilk ve en uzun asma kopru olan Brooklyn Koprusu'nun yapimi sirasinda sirasiyla kopruyu planlayan J.Roebling ve oglu hayatini kaybetmistir. Kopruyu Roebling'in esi tamamlamistir. Koprude yururken cok oncelerden bildigim bu huzunlu oyku icimde canlandi sanki. Ayrica, yuruyus yolundaki tahtalarin arasindan asagidaki arabalara bakmanin da heyecan verici oldugunu soylemeliyim.

Museum of the Moving Image

Bugunku duragim American Museum of the Moving Image. Manhattan'dan karsiya gecip Astoria duraginda indikten sonra kisa bir yuruyusle muzenin onundeyiz. Teknik olarak bir filmin nasil cekildigi ile ilgili bilgilerin yani sira, kameralarin, televizyonlarin gelismeleri de muzede gorebileceklerinizin arasinda. Interaktif detaylar da unutulmamis. Film muziklerini kulakliklarla dinlemekten tutun da animasyon yapma olanaklarina kadar bir cok ilginc ozellik var. Ayrica muzenin icinde film gosterimleri de yapiliyor. Zaman zaman filmlerde kullanilan kostumler ve esyalar da yapimci firmalar tarafindan muzeye odunc olarak veriliyor. Bugunku sergide Chicago muzikalinde oynayan oyuncularin kostumleri vardi. Metropolitan'da oldugu gibi saskinliktan bir sure konusamaz hale gelmesem de bu muzeyi de etkileyici buldum.

January 4, 2006

statue of liberty

Bugunku duragim Ozgurluk Heykeli idi. Guney Manhattan'daki South Ferry duragina gidip, Battery Parki gezdikten sonra feribotla Ozgurluk Heykelinin oldugu adaciga gittim. Hem alttaki muze hem de ust kattaki Observer Terrace cok guzeldi. Ikiz Kulelere yapilan saldiridan sonra artan guvenlik onlemleri heykele giderken gectiginiz kapilarda iyice hissediliyor. Fransizlarin Amerika'ya hediyesi olan bu heykel Amerika Birlesik Devletleri'nin en onemli sembolu. Heykelden New York limani ve Brooklyn koprusu gozukuyor. Ayrica donuste karanlik basinca gokdelenlerin isiklari gorulmeye degerdi.

January 3, 2006

gokdelenlerin arasindayim!


Yaklasik 10 saattir New York sokaklarindayim. Gezmeyi planladigim yerlerin kapali olmasi dolayisiyla kizginlikla yururken hic ummadigim surprizlerle karsilastim. Manhattan'i denizden gormek icin gemi turuna katilayim dedim, turlarin 3.30PM'de bittigini ogrenip soylene soylene yururken kendimi Wall Street'te ve Ikiz Kuleler cukurunun onunde buldum! Empire States'in tepesine gorus acisi yagmur yuzunden 0'a dustugu icin cikmadim o yuzden icinde gezinmekle yetindim bugun. Madame Tussauds muzesi cok guzeldi. Hayatimda bunda sonra karsilasacagim saftiriklere Julia Roberts'in iyi arkadaslarimdan oldugunu filan soyleyebilirim :o) Muzede en begendigim mumyalar Fidel Castro ile Yaser Arafat'in mumyalariydi. Metro hatlarini ve sehrin mantigini kavramaya basladim. Bir yeri bulmak gercekten cok kolay. Tabi 3 gun icinde New York'ta istedigim yerlere kolayca gidebilme yetenegini bir iki defa kaybolmama borcluyum! Metroda seyahat ederken, duraklarda beklerken insanlarla konusmak da cok hosuma gidiyor. Turkiye'yi cok seven Pakistanlilar, yanlis adres tarif edenler, bir sey bilmeyenler, soru sorunca kacanlar, Ingilizce bilmeyenler, bilip de konusmayanlar, yardim etmek icin can atanlar vs. bin turlu insan. Kozmopolitligin bu kadari! New York metrosu da basli basina ilginc zaten. Metroda dans eden rapperlar, bale yapan kizlar, saksafon calan siyahlar, hatta metro hareket halindeyken keman konseri verenler... Bu kadar pis bir metro baska turlu cekilmez zaten! Neyse yine de Turkiye'yi cok ozledim. Agustos'tan beri sevdiklerimden uzaktayim ve artik bu cok canimi sikmaya basladi. Masteri doktorayi yurtdisinda filan yaparsam Turkiye ozlemi mucadele edecegim seylerin en basinda gelecek!

January 1, 2006

i am in NeW YoRk!

New York'tayim sonunda. Oklahoma ve Canada'nin sakin havasindan sonra Times Square'de gokdelenlerin icinde isik ve insan selinin arasinda yeni yila girecegim. Butun gun New York'ta gezerken, Istanbul'da Istiklal caddesinde yururken hissettiklerimi animsadim: "bu sehir bir canavar!" Ve her zamanki gibi Ankara'yi ozledim. Metropolitan Art Museum'u cok begendim. 16. 17. yuzyildan kalma savas zirhlarinin oldugu bolum, Egyptian Art ve tabii ki Monet, Picasso ve Van Gogh tablolari gercekten gorulmeye deger. Havanin soguk olmasina aldirmadan Central Park'in icinde turlamak, Broadway'de ve 5th Av.'de gezmek de cok guzeldi. Yine de yasamak icin cok karisik bir yer burasi. Hukukun, hukuksuzlugun, paranin, zenginligin, fakirligin, pisligin, kalabaligin, eglencenin, gurultunun birbirine bu kadar yakin hatta bu kadar kaynasmis olmasi ve bu kaynasikligin yarattigi kaos insanda kultur soklari yaratabilecegi gibi icinden cikilmasi guc bir labirentte oldugunuz izlenimi de verebilir
.

December 26, 2005

detroit


Amerika'ya gelirken, bugune kadar Holywood filmlerinin butun dunya ile birlikte benim de beynime kazidigi gibi, bir suru gokdelen gorecegimi umuyordum. Oysa birakin gokdeleni en yuksek binanin 8 katli bir yurt binasi oldugu bir yerdeyim 5 aydir. Haftaya, yukarida resmini gordugunuz yere gidiyorum! Derslerin ve sinavlarin yogunluguyla gecen 5 aydan sonra Amerika'da oldugumu herhalde haftaya anlayacagim! Yukarida gordugunuz Detroit sehri, dunya motor endustrisinin kalbi. Yuksek suc orani ve siyah ceteleriyle meshur. Ilginc bir gecmisi var: Eskiden downtown da yasayan orta sinif suburb'lere kacinca, downtown alt siniflara terkedilmis. Amerika'da alt sinif dendiginde anlamamiz gereken siyahlar ve gocmenler(Hispanic vs..) Ve sehir merkezinde o zamandan beri alt siniflarin egemenligi var. Sehir nufusunun %60 i araba fabrikalarinda calisiyor. Ayrica, dunyanin en buyuk araba fuarlarindan biri her sene Detroit'te duzenleniyor. Ekonomisi tarimsal uretime dayanan Oklahoma eyaletinden sonra Detroit'i gormek karsilastirma yapmak acisindan iyi olacak.

Kış dönümü...

Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle...   Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...