February 16, 2008

The PLO: Dimensions of the Resistance



an article by Kivanc Ozcan

ABSTRACT

Today, generally speaking, Palestinian people are divided into two ideological and territorial camps. This two-headed structure is one of the obstacles for ongoing resistance which has been continued under the PLO leadership for more than four decades. Since 1964, PLO, accepted as the sole and legitimate representative of Palestinian people, has been the main actor in Arab-Israeli conflict.

As a result of Jewish immigrations, which started at the end of the 19th century, Palestinian resistance movement(s) began. However, until the establishment of the PLO, Palestinian people and the struggle had not been represented by one organization. Rather, the Middle East states competed with each other to represent-exploit- Palestinian issue and tried to impose their own goals by using the issue.

PLO, which was established in 1964, became a regional actor in the Middle East and the sole and legitimate representative of Palestinian people by using multi-dimensional resistance strategy which includes the competition with regional actors, the formation of Palestinian identity, and the creation of inclusive discourse to avoid disintegration of the organization.

However, some academic studies tended to perceive PLO’s struggle and resistance against the occupation only as a military campaign. By following a chronological path in which wars and conflicts were considered as turning points, these studies are far enough to understand the PLO's resistance against the occupation.

This article seeks to inquiry the concept of resistance by analyzing PLO’s strategies in coping with aforementioned difficulties which the organization has faced since its establishment. After presenting an overview historical picture of the Palestinian resistance; the PLO’s competition with the regional powers, its efforts to form a Palestinian identity and its discourse to protect the unity of the organization are put emphasis as building blocks of the resistance. With this inclusive approach, it is aimed to draw a “different” picture of the PLO and its resistance against the occupation.

February 13, 2008

mes kids, raki, baklava, kebabs and coffee...



Middle East kids in DC :) It was a great night, full of lovely people. Of course raki, baklava and Turkish coffee and kebabs contributed to its greatness. As I lived in a small house, I could not organize a house party for my extremely-friendly class mates. To compensate this shame :), I organized a Turkish night. I hope my friends liked Turkish food. They said so :) It seems that next meeting is going to be held in Gelman library as our paper dues are coming!! Don't worry, best tables of the library are gonna be reserved for MES kids :)

February 6, 2008




Turbanla ilgili bildiriler havada ucusurken, dusuncelerime en yakin buldugum yazilari Radikal'de Yildirim Turker ve kamuoyuna gonderdigi duyuruyla Ali Nesin yazdilar. Yobazligin her turlusune karsi cikan birisi olarak turbanli kizlarin universitelere alinmamasinin kamplasmaya cok merakli ulkemizde var olan kirilmalari artiracagini dusunuyorum. Turban geriliminin radikal islamcilarin ve uzlasmaz statukocularin degirmenlerine su tasidigi gerceginden hareketle universite ogrencilerinin kilik kiyafetlerine karismamanin ozgurlukcu bir durusun alt basliklarindan sadece birisi oldugunu dusunuyorum. FAKAT, ozgurlukcu bir durusun diger alt basliklarina, -301. madde, secmeli din dersi, Alevilere ve azinliklara karsi dislayici tutumlar- karsi gosterilecek tutumun biz ozgurlukculerle, ozgurlugu sadece turbandan ibaret zanneden sefiller arasindaki cizgileri kalinlastirdiginin da altini cizmek isterim.

Kivanc



Kamuoyuna Duyuru (Ali Nesin)

Universitede kilik kiyafet ozgurlugunu savunan bir metne imza attim diye yer yerinden oynadi. Aldigim hakaret mesajlarinin haddi hesabi yok. Sanki ortada bir suc varmis gibi, varsa da cocuklarimizin bunda bir sucu varmis gibi Nesin Vakfi’na bagislarini kesenler oldu. Bircok kisi “Aziz Nesin’in kemikleri sizlamistir” diyerek sitemde bulundu. Hatta laiklikten odun verdigimi, Aziz Nesin’i Sivas’ta yakanlarla ittifak kurdugumu, bu imzadan mutlaka bir cikarimin oldugunu ileri surenler bile oldu.

En agir kosullarda, baski ve tehditler altinda, henuz 28 ªubat olmadan once, yani herkesin korkudan tir tir titredigi bir zamanda Koktendincilige Karsi Konferans duzenleyenlerden biri olarak, inancsizligini kamuoyunda cekinmeden acik acik dile getirmis biri olarak ve yasaminin yarisini Bati’da gecirmis biri olarak herhangi birinin absurdluge kacmadan laikligimden kusku duyabilecegini sanmiyorum.

Aziz Nesin’in eserlerini yasatmak icin hayatini 180 derece degistirmis biri olarak, Nesin Vakfi’ni bugunlere tasimak icin gecesini gunduzune katan biri olarak, Nesin Vakfi’na yapilan her turlu alcakca hucumu gogusleyen biri olarak, eskiturkce ogrenip sabahlara kadar calisarak Aziz Nesin’in bircok eserini Turkcemize kazandirmis biri olarak, Aziz Nesin’in kitaplarini basmak ve Vakf’a daha fazla gelir saglamak amaciyla Nesin Yayinevi’ni kurmus biri olarak, kimsenin bana “babanin kemikleri sizlamistir” demeye hakki olmadigini dusunuyorum. Kaldi ki, kendine ozgu analiz ve bakis acisiyla bizleri surekli sasirtan Aziz Nesin’in hangi konuda ne dusunecegini ongorecegini varsaymak kimsenin haddi degildir.

Bir matematikci ve bilim adami olarak, Matematik Koyu kurmus biri olarak, tatil yapmayarak on yildir yazlarini genclere matematik ogretmeye adayan biri olarak, gece gunduz calisarak bes yildir Matematik Dunyasi gibi her sayisi 10-12 bin satan bir dergi cikaran biri olarak, arastirmasindan zaman ayirip her biri bircok basim yapmis 6 populer matematik kitabi yazmis biri olarak ve butun bunlari amator bir ruhla, heyecanla, askla sevkle yapmis ve yapan biri olarak aydinlanma derslerine ihtiyacim oldugunu da sanmiyorum.

Arabasi, evi barki, mali mulku olmayan ve varini yogunu, zamanini ve neyi varsa her seyini topluma sunarak komunistligini yasam bicimiyle kanitlamis biri olarak solculuk derslerine de sanirim karnim tok.

Hakaret edenlere hitap eden bu birkac kisa satirdan sonra, bu konudaki dusuncelerimi degisik dusuncelere kulaklarini tikamayan kisilere aciklayabilirim.

18 yasini bitirip rustunu ispatlamis birinin kilik kiyafetinden dolayi universiteye alinmamasini her seyden once etik olarak yanlistir. Etik olarak yanlis olan her durus da uzun donemde ulkeye buyuk zarari dokunur. Nasil bir erkegin esini dovmeye hakki yoksa, benzer bicimde, kimsenin kimseyi, dusuncesinden, inancindan, giysisinden ve yasam biciminden dolayi universiteden men etmeye hakki yoktur. Bu hakki ben kendimde gormedigim gibi bir baskasina da devredemem.

Eger yasaklarla Turkiye’nin daha laik olacagi dusunuluyorsa bu dusunce bastan asagi yanlistir; bu kizlarin dusunceleri ve inanclari universiteden men edilerek degismez ki. Hatta tam tersine...

Kaldi ki dusunce dogru bile olsa amaca ulasmak icin her yol mubah degildir. Verilen mucadelenin her seyden once etik olarak dogru olmasi gerekir. Mucadele yonteminin yanlisligini gostermek icin abartarak bir ornek vereyim: Turbanlilari issiz bir adaya surerek elde edilecek bir laiklikten yana degilim ben.

Bu yasak, toplumu gereksiz yere kamplara boldugunden dogru bir sey degildir.

Bu yasak, toplumun bir kesimini egitimsiz biraktigindan iyi bir sey degildir.

Bu yasak, toplumun bir kesimine “siz universiteye yakismiyorsunuz” diyerek hakaret ettiginden guzel bir sey degildir.

Yani bu yasak, ne dogrudur ne iyidir ne de guzeldir.

Onlar bize ayni hakki tanimayacaklar diyenler oldu. Belki... Olabilir... Mumkundur. Ama aramizda bir fark olsun degil mi? Elestirdiklerimizle , karsi olduklarimizla ayni davranisi gosterirsek o zaman onlardan ne farkimiz kalir?

Bu yasak kalkarsa basi acik kizlarimiz ortunme konusunda baski goreceklerdir diyenler var. Dogrudur, boyle bir olasilik vardir. Ama demokrasi engebeli bir yoldur. Bu engebeli yolu yasaklarla duzlestirmeye calismak beyhude bir davranistir. Gereken mucadele etik olarak dogru bir bicimde verilmelidir. Turkiye bugun bu sorunla daha demokratik yollarla basa cikacak olgunluktadir.

Oyuna gelen ben degilim, asil oyuna gelenler gercekte var olmayan ve artik bir trajikomediye donusen bu sacmasapan turban sorununu siyasetin ve hayatlarinin merkezine oturtanlardir. Elbette bir gun bu yapay sorun tamamiyla ortadan kalkacak ve kiyamet kopmayinca hakli oldugum anlasilacaktir. Umarim o gunler cabuk gelir de toplumun gercek sorunlariyla nihayet yuzlesebiliriz.

Laiklik bu tur yasaklarla elde edilmez. Gericilikle, bagnazlikla, yobazlikla boyle savasilmaz. Bu savas, daha fazla Nesin Vakfi gibi vakiflar kurarak ve yasatarak, daha fazla Matematik Koyu gibi koyler kurarak, daha fazla Matematik Dunyasi gibi dergiler cikararak, zaman ayirip genclere dersler ve konferanslar vererek, populer ve bilimsel kitaplar yazarak, halkin hicbir kesimini dislamayip, kimseye hakaret etmeden herkesi kucaklayarak, en egitimsizlere, en sanssizlara, varoslara ve en ucra koylere ulasarak, yani bir bez parcasiyla ugrasarak degil, isin ozune inilerek yapilir.

Durusumu elestirenlerin once soyle bir cevrelerine bakmalarini oneririm.

Ali Nesin

February 4, 2008

eski...


eski...

zaman duser
durgun saatlerin pesi sira
kaybettiklerim ve soluk fotograflar
eskimis yuzune
bir hicligi resmeder!

yuzun duser
baska hayatlar arasinda
kuflu bir demire calmis icinin rengi
isikli caddelerinde kentin,
ruhsuzluga ucar,

huzun duser
yine de,
payima
ve suskunluk
eski, kayip fotograflara
unutmayi nakseder.

Kivanc
3 Subat 2008, DC

Fotograf: Annecy, 2006

February 2, 2008

jefferson memorial



escape from DC to go "another DC".

Photo:Lela Chakhaia

lincoln memorial



By sitting on the steps, I really would like to read poems in front of this memorial at night. This may be a good reason to wait hot summer days. By the way, if you can find Martin Luther King's speech "I have a dream" which he delivered on the Lincoln Memorial's steps, please watch!

roosevelt memorial



(Roosevelt Memorial) To refresh my brain after the Saturday morning class, I decided to give a short break to "discover" DC with my friends.

Photo: Lela Chakhaia

Kış dönümü...

Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle...   Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...