August 24, 2009
August 11, 2009
kimilerinin kanatlari vardir...

Yuzlerce kan davasini cozen, bir cok aileyi baristiran, aslinda toplumsal baris adina bir cok kurumdan, otoriteden vs. cok daha iyi isler yapan Sait Sanli aramizdan ayrildi. Artik o da Hrant Dink gibi Anadolu topraklarina sevgiyle bakanlarin yaninda, yukarilarda bir yerlerden bizleri seyredecek.
Kivanc
August 3, 2009
Türkiye'de Azınlıklar/Baskın Oran

Türkiye'de Ermeni, Musevi, Rum, Kürt, Süryani, Çerkez, Çingene, Laz, Keldani.... olarak doğmanın Anadolu topraklarına zenginlik katması icin dirençli ve tutarlı durmaya gerçekten çok ihtiyacımız var. Monist devlet anlayışının şiddete göz kırpan gönüllü köleleriyle aklın ve bilimin ışığında savaşmak icin giris niteliginde bir kitap Baskın Oran'ın Türkiye'de Azınlıklar kitabı.
Azınlıklar konusundaki tartismalarda olmazsa olmaz kavramsal setleri de sundugu icin cok ogretici bir kitap: Objektif-subjektif kimlik, negatif-pozitif hak, Türkiye'nin azinliklarla ilgili uluslararasi anlasmalara koydugu anlamsiz yorum beyanlari, asli-tali-kurucu unsur, ic self-determinasyon, dış self-determinasyon, Türkiyelilik...
Bu kitabi okuyup bitirdigimde guzel bir haber almiscasina sevindim, cunku: bugune kadar zorunlu asimilasyon, tedip, tenkil ve inkar siyasetlerine bel baglayanlarin uzerinde oturduklari zemin kayiyor!
Kivanc
July 12, 2009
Baba ve Piç / Elif Şafak

Benim icin Kürt sorunu trafik isiklarinda durdugumuzda ellerinde mendillerle ya da su siseleriyle, burunlarini ceke ceke arabamiza sokulan esmer, kavruk yuzlu, yirtik ayakkabili cocuklarda gizliyse biraz; Ermenilerle olan sorunlu iliskimiz de Amerika'da tanistigim Ermeni genclerinin Turkiyeli oldugumu ogrendiklerinde yuzlerine yansiyan buruklukta saklidir biraz.
Elif Safak Baba ve Pic'te bu buruklugu ustaca anlatmis. Diaspora Ermenilerinin Turklere yonelik hissiyatlarini, konusmanin, diyalogun toplumlarin arasindaki buzlari kirmada nasil hayati bir rol oynadigini anlamak icin okunmasi gereken bir kitap.
Safak bu kitabinda önyargilarin ve nefretlerin nasil olup da aidiyet duygulari yarattigini, kimlikler insa ettigini ve insanlarin arasina yikilmaz gorunen duvarlar cektigini anlatiyor. Kitabin ruhu bize bu yikilmaz gorunen duvarlari yikmak icin gerekli ipuclarini da mujdeliyor.
Kivanc
July 9, 2009
Kürtler / Hasan Cemal

Hasan Cemal'in Kürtler'ini elime aldığımda isminden hareketle kapsayıcı bir kitapla karsilasmayi beklemistim. Fakat sayfalari cevirdikce, yazarin Kürtlerle meskun topraklara iliskin gozlemleri, Kürt sorununun farklı cephelerindeki aktörlerle yaptığı görüşmeler ve bu konu üzerine gazetelerde çıkan yazılarıyla karşılaştım. Bugune kadar Kürt meselesi üzerine akademik kitaplar okumanın yarattigi beklenti yuzunden hayal kirikligina ugradigimi soylemem yanlis olmaz. Fakat akademik kitaplar ile gazeteci kitaplari arasina kalin bir cizgi cekip degerlendirme yapmam gerekirse, Hasan Cemal'in Kürtler'i cok iyi bir gazetecilik calismasi diyebilirim rahatlikla.
Kivanc
July 8, 2009
Ask/Elif Safak

Uzun bir sehirler arasi yolculukta basladim Ask'i okumaya. Giderek bastiran uykuma direnmemi saglayan bir akcilikta yazmisti Elif Safak. Sems-i Tebrizi'nin 40 kuralinin romanin icine ustaca dagilimi da bu akiciliga katki yapiyordu. Gercegin sozlerde degil niyetlerde gizli oldugunu etkileyici bir sekilde vurgulayan bu romanin bize verdigi ders sadece Mevlana ile Sems'in arasindaki Ask'in gucu degil, Ask'in nasil olmasi gerektigine iliskin ikna edici bir anlatim.
Kitabi bitirdikten bir kac gun sonra bazi gazeteler kitabin kapagi pembe oldugu icin bazi erkeklerin bu kitabi almaktan kacindigini ve bu yuzden de kitabin yeni baskilarindan bazilarinin farkli bir renkte yapilacagini yazdi. Bunu ticari kaygilarin romanin ruhuna bir saldirisi olarak algiladigimi belirtmeliyim. Elif Safak'in boylesine bir ticari kaygiya izin vermesi Sems-i Tebrizi'yi ve Mevlana'yi mezarlarinda dondurmustur!
Kivanc
June 14, 2009
Ortadoğu’da hain var
Amerika’nın Ortadoğu konulu filmlerine alışkınız. Gün geçtikçe aralarına yenileri ekleniyor. Obama konuşmasına “Selamünaleyküm” diye başlarken yeni bir ilişki kurma biçimi deniyor İslam’la. Sinemada da bu durumla orantılı, Bush zamanında, tüm Müslümanların potansiyel terörist olarak görüldüğü filmler çoğunluktaydı. Obama döneminde de sinemaya bakacak olursak henüz tam bir barışma yok, Müslümanlar hâlâ tehlikeli ama bu kez içlerinden ‘kahraman’lar çıkarabiliyor.
Hain, bir grup Müslüman teröristin arasına sızan Samir’in hikâyesini anlatıyor. FBI sürekli potansiyel Müslüman teröristleri takip etmeye, kontrol altında tutmaya çalışırken, ilginç bir hayat hikâyesi olan Samir Horn, Yemen’e gelir. Burada başka bir iş için buluştuğu bir grup adamla birlikte tutuklanır fakat çok geçmeden hapishaneden kaçmayı başarınca hapishanede dost olduğu Omar ve onun radikal bir terörist gruba bağlı olan ekibiyle çalışmaya başlar. Samir’in bütün bir Allah inancı vardır. Bu inanç onu sürekli ayakta tutarken, diğerlerinden de farklı kılar. Bombalama planları yapan, insan öldüren, cihat hayali kuran grupla özdeş değildir aslında, çünkü insan öldürmekten mutlu olmaz, aksine öldürmek zorunda kaldığı insanlar için dua eder. FBI ise dünyanın çeşitli bölgelerinde onun peşindedir. İpleri koparacak olan ise grubun Amerika’da düzenlemek istediği ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olabilecek bir eylem planı. Samir için geri dönüşü olmayan bu eylem, gerilimli bir ayrışmaya sebep olacaktır.
Hain’in karışık bir olay örgüsü var. Başta Samir’in kimliği ve ilişkileri tam olarak belli olmuyor. Bu belirsizlik hikâyenin içine girmeyi zorlaştırsa da, film ilerledikçe gerilimli bir hâl alıyor. Yönetmen bu noktada teknik anlamda başarılı bir aksiyon filmine yakışan unsurları kullanabilmiş. Havadan görüntüler, aksiyonun yükseldiği zamanlarda kameranın aldığı açılar heyecanın seyirciye geçmesini kolaylaştırıyor. Samir karakteri filmin merkezine oturuyor, onu canlandıran Don Cheadle da çok gerçekçi oynuyor.
Birçok politik mesaj da barındıran Hain, Samir üzerinden İslam’a ılımlı bir biçimde yaklaşıyor. Obama’nın Mısır’da yaptığı konuşmasında olduğu gibi Hain’de de Kuran’dan ayetler yer alıyor. Film, bir taraftan da inancın sömürülebileceğini, terörist saldırılar için alet edilebileceğini vurguluyor. Çünkü belki de cihata en çok inanması gereken Samir, çok farklı bir şekilde hareket ediyor. Yönetmen Jeffrey Nachmanoff Yarından Sonra filminin senaristlerindendi, bu ilk çalışmasında eli yüzü düzgün bir iş çıkarmış. Syrana, Yargısız İnfaz gibi filmler, ajanlar ve Ortadoğulu teröristlerle örülü çalışmalardı. Hain’de mesele daha aksiyon merkezli işlenirken, Müslüman ve inançlı bir karakterden bir kahraman yaratılıyor. Farklı olan bu durum filmin Amerika’nın Ortadoğu meselesine ilişkin çıkardığı diğer örneklerden farklılaşmasını sağlıyor ama yine de kaynayan Ortadoğu Amerikan sinemasını daha çok ilgilendireceğe benziyor.
Hain / Traitor
Yönetmen: Jeffrey Nachmanoff
Oyuncular: Don Cheadle, Guy Pearce, Jeff Daniels, Neal McDonough
Senaryo: Jeffrey Nachmanoff, Steve Martin
Yapım: 2008, ABD
Süre: 114 dk.
Türü: Gerilim / Dram
http://www.taraf.com.tr/haber/35548.htm
Hain, bir grup Müslüman teröristin arasına sızan Samir’in hikâyesini anlatıyor. FBI sürekli potansiyel Müslüman teröristleri takip etmeye, kontrol altında tutmaya çalışırken, ilginç bir hayat hikâyesi olan Samir Horn, Yemen’e gelir. Burada başka bir iş için buluştuğu bir grup adamla birlikte tutuklanır fakat çok geçmeden hapishaneden kaçmayı başarınca hapishanede dost olduğu Omar ve onun radikal bir terörist gruba bağlı olan ekibiyle çalışmaya başlar. Samir’in bütün bir Allah inancı vardır. Bu inanç onu sürekli ayakta tutarken, diğerlerinden de farklı kılar. Bombalama planları yapan, insan öldüren, cihat hayali kuran grupla özdeş değildir aslında, çünkü insan öldürmekten mutlu olmaz, aksine öldürmek zorunda kaldığı insanlar için dua eder. FBI ise dünyanın çeşitli bölgelerinde onun peşindedir. İpleri koparacak olan ise grubun Amerika’da düzenlemek istediği ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olabilecek bir eylem planı. Samir için geri dönüşü olmayan bu eylem, gerilimli bir ayrışmaya sebep olacaktır.
Hain’in karışık bir olay örgüsü var. Başta Samir’in kimliği ve ilişkileri tam olarak belli olmuyor. Bu belirsizlik hikâyenin içine girmeyi zorlaştırsa da, film ilerledikçe gerilimli bir hâl alıyor. Yönetmen bu noktada teknik anlamda başarılı bir aksiyon filmine yakışan unsurları kullanabilmiş. Havadan görüntüler, aksiyonun yükseldiği zamanlarda kameranın aldığı açılar heyecanın seyirciye geçmesini kolaylaştırıyor. Samir karakteri filmin merkezine oturuyor, onu canlandıran Don Cheadle da çok gerçekçi oynuyor.
Birçok politik mesaj da barındıran Hain, Samir üzerinden İslam’a ılımlı bir biçimde yaklaşıyor. Obama’nın Mısır’da yaptığı konuşmasında olduğu gibi Hain’de de Kuran’dan ayetler yer alıyor. Film, bir taraftan da inancın sömürülebileceğini, terörist saldırılar için alet edilebileceğini vurguluyor. Çünkü belki de cihata en çok inanması gereken Samir, çok farklı bir şekilde hareket ediyor. Yönetmen Jeffrey Nachmanoff Yarından Sonra filminin senaristlerindendi, bu ilk çalışmasında eli yüzü düzgün bir iş çıkarmış. Syrana, Yargısız İnfaz gibi filmler, ajanlar ve Ortadoğulu teröristlerle örülü çalışmalardı. Hain’de mesele daha aksiyon merkezli işlenirken, Müslüman ve inançlı bir karakterden bir kahraman yaratılıyor. Farklı olan bu durum filmin Amerika’nın Ortadoğu meselesine ilişkin çıkardığı diğer örneklerden farklılaşmasını sağlıyor ama yine de kaynayan Ortadoğu Amerikan sinemasını daha çok ilgilendireceğe benziyor.
Hain / Traitor
Yönetmen: Jeffrey Nachmanoff
Oyuncular: Don Cheadle, Guy Pearce, Jeff Daniels, Neal McDonough
Senaryo: Jeffrey Nachmanoff, Steve Martin
Yapım: 2008, ABD
Süre: 114 dk.
Türü: Gerilim / Dram
http://www.taraf.com.tr/haber/35548.htm
Subscribe to:
Posts (Atom)
Kış dönümü...
Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle... Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...
-
Emory College'i iyi bir dereceyle bitirdikten sonra toplumla arasindaki iliskiyi cuzdanindaki paralarla birlikte yakan ve Alaska'ya ...
-
(10-20 Mart 2010) 10 Mart I. Tez hocam haklıymış. Washington DC-Frankfurt uçuşun her zamanki gibi normal olacaktır ama Frankfurt-Tel Aviv u...
-
Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle... Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...