she fetched me a new city
we put up bored-umbrellas
drank rains
i gave her small light beacons
we stepped to smiling streets
and felt sleepy:
made a blanket
by our skins
i fetched her a dream
and new coincidences
we passed through
murmur sleeps
she whispered me the secret of her hands
and new touches
Kivanc
February 10, 2010
Washington, DC
September 6, 2010
tranquil
pavement stones were dewy
when she came
and oldie ghosts were
in a deep sleep.
she came and snuffed out
all the street lamps on duty
i touched the exhaustion of the city
over her shoulders
she was placid
a city undressed with her...
morning laid between us
as a grey gulf
when she sidled up to me
she had left all her storms
off the coast
had become tranquil
Kıvanç (April 16, 2010
Washington DC)
September 5, 2010
Yoko Ono agaci...
Bir gun yollari asacagim ve ona olan biteni anlatacagim. Orta Dogu sokaklarinda onu Lubnan'a benzettigimi soyleyerek baslayacagim. Isvec gecelerinde uzayip giden kelimelerin anlamindan bahsedecegim. Ama soylemek istedigim en guzel cumle sonda olacak. Simdi Washington DC'de bir agacin dalinda usulca sallanan o cumleyi ona fisildadigimda belki o buyulu mesajin anlamini anlar ve bana gulumser....
Evet. Bana yeni bir hayat ver. Icinde mavi, yazi ve..... olsun.
k.
Evet. Bana yeni bir hayat ver. Icinde mavi, yazi ve..... olsun.
k.
August 21, 2010
Filistin’e Yeni Bakışlar: Hamas, Otorite ve Değişim*

Kıvanç Özcan
Filistin’de değişen güç dengeleri ve Hamas
Ocak 2006 seçimleri Filistin’deki güç dengelerini değiştirdi ve Arap – İsrail meselesindeki kartları yeniden dağıttı. Oyların %43’ünü alan Hamas, meclisteki sandalyelerin çoğunu kazanarak iktidara geldi. Hamas’ı sadece İsrail’e karşı düzenlediği silahlı saldırılarıyla düşünmeye alışmış Batı dünyası, Hamas’ın seçim zaferini hoşnutsuzlukla karşıladı. Gelişmiş ülke devletlerinin Filistin’e yaptığı ekonomik yardımların önemli bir ölçüde kesilmesi bu hoşnutsuzluğun bir yansıması olarak okunabilir. Ayrıca, Hamas’ın seçim zaferinden sonra bölgede yükselen tansiyon, yerini El Fetih ve Hamas militanları arasındaki kanlı iç savaşa bıraktı. Bu iç savaş, Haziran 2007’de Filistin’de yeni bir statükonun oluşmasıyla sona erdi. Bu tarihten beri Hamas Gazze Şeridi’ni kontrol ederken, El Fetih de Batı Şeria’da hakimiyetini sürdürüyor…
Aberystwyth Üniversitesi öğretim üyesi ve Orta Doğu’daki sosyal hareketler uzmanı olan Jeroen Gunning’in son çalışması Hamas üzerine yapılan çalışmalardaki boşluğu doldurduğu gibi genel olarak sosyal hareketlerin nasıl çalışılması gerektiğine dair önemli ipuçları sunuyor. Henüz Türkçeye çevrilmeyen Siyasette Hamas: Demokrasi Din ve Şiddet kitabı**, Hamas üzerine derinlemesine bir analiz sunarken, ağır jargon kullanmaktan kaçınarak okumayı kolaylaştıran yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Hamas’ı Gazze Şeridi’nden Çalışmak
Batı dünyasında Hamas üzerine yürütülen siyasi ve akademik tartışmalarda egemen olan görüşler kısaca şunlardır: 1) Hamas’ın içselleştirmiş olduğu bir takım özellikler vardır. Şiddete başvurmak bunların başında gelir. 2) Hamas değişemez ve değişmeyecektir. Bu egemen görüşler fanatik davranışlara odaklanıp örgütün çelişkilerini önemsemezler. Bu görüşlerin sahipleri Hamas’ın hemen her davranışını önyargılara dayalı düşünceleriyle değerlendirirler.
Kitabın birincil kaynaklar üzerine yoğunlaşması ve Hamas’ın yazılı dokümanlarının ötesine geçmesi, çalışmayı ikna edici kılan en önemli faktörler. Bunlara ek olarak, yazarın “eleştirel metodoloji” olarak tanımladığı bakış açısı İslam’ı tarihsel ve sosyopolitik bağlamın içine yerleştiriyor; İslam’ı gelişen, dönüşen ve yeni yorumlara açık bir gelenek olarak kavramsallaştırıyor.
Orta Doğu’da yaramaz bir çocuk: Hamas’ın doğuşu ve gelişimi
Gunning, Hamas’ın sürekli değişen bir siyasi çevrenin ürünü olduğunu belirterek, sosyal hareket teorilerini kullanarak Hamas’ın geçirdiği siyasi değişimleri ve değerlendirebileceği fırsatları üç seviyede analiz ediyor:
1) Devlet ve daha geniş sosyo-ekonomik yapılar,
2) Kurumsal güç,
3) İdeolojik faktörler.
Hamas nasıl düşünür? Örgütün siyasi felsefesi…
Gunning, Hamas üyelerinin nasıl düşündüklerini ve örgütün siyasi teorisini de detaylı olarak açıklıyor. Daha çok otorite, birey-devlet ilişkileri ve şeriat hukuku üzerinden örgütün siyasi felsefesini anlamaya çalışıyor.
İktidarın kullanımı: Hamas’ta otorite…
Gunning, Hamas’ın örgüt içindeki güç kullanımı yöntemlerini incelerken daha çok Bourdieu’nün sosyal, ekonomik ve kültürel sermaye kavramlarından yardım alıyor. Aynı zamanda Hamas’ın kurumsal örgütlenme şemasını net bir şekilde belirtiyor.
Her ne kadar Hamas’ın karar alma modelleri ilk bakışta sorunsuz gözükse de Gunning’in çalışmasında belirttiği gibi, içinde birtakım problemler barındırıyor. Örneğin, herkesçe tanınan ve baskın olan Hamas üyeleri öteki üyelerin kararlarını etkileyebiliyorlar. Sadece halk desteği olan üyeler alternatif görüşleri savunabilecek güce sahipler. Ayrıca örgüt liderlerinin coğrafi yönden dağınık yaşaması da karar almayı ve otoritenin kullanımını etkileyen faktörlerden. Bunlara ek olarak, seçimle işbaşına gelenlerle dini referanslarla otorite sahibi olanlar arasındaki gerilim de Gunning’in başarıyla ortaya koyduklarından.
Hamas, seçimler ve şiddet
2004 ve 2006 seçimleri Filistin’de ilk defa muhalafetin El Fetih’e karşı demokratik yollardan başarı kazandığı ve devlet mekanizmalarına eriştiği seçimlerdir. Hamas’ın zaferinde tabana yayılan bir örgüt olması ve geniş kitlelere danışarak kararlar alması etkili olmuştur. Gunning’in çalışması, örgütün sadece gelir seviyesi düşük olan mültecilerin kamplarında değil, aynı zamanda şehirlerde de başarı elde ettiğini kanıtlıyor.
Hamas ve demokratikleşme
Örgüt yapısının giderek değişmesi ve evrilmesi danışma ve katılım mekanizmalarının daha fazla uygulanmasını beraberinde getirdi. Gunning farklı sınıfları homojen yapılar olarak algılayan çalışmalara karşı çıkarak, Hamas’ın içindeki farklılıklar ve demokrasi arasında bir ilişki kurmaya çalışıyor. Bu noktada kitabın başındaki iddiasını tekrarlayarak İslam ile demokrasi arasında giderilemeyecek bir uyumsuzluk olduğu fikrini sert bir şekilde reddediyor.
Sonuç olarak, Jeroen Gunning’in Siyasette Hamas: Demokrasi Din ve Şiddet isimli çalışması Hamas literatürüne çok önemli katkılar sunuyor. Sosyal hareketler ve Orta Doğu siyaseti çalışan araştırmacılar için sağlam bir metodoloji ve teorik çerçeve sunmasıyla da birçok çalışmanın arasından sıyrılıyor.
(*) Yukarıdaki yazinin tamami dogudan dergisi'nin 17. sayisinda (Direnişin Güneyi ve Doğusu: Latin Amerika ve Orta Doğu) yayimlanmistir. Yazinin tamamina erismek isteyenlerin dogudan dergisinin 17. sayisini almalari rica olunur.
**Jeroen Gunning, Hamas In Politics: Democracy Religion Violence,
Columbia University Press, 2009, 310 sayfa.
July 1, 2010
siren

siren seslerini duymadik
hicbirimiz
kablumbagalar da gelmediler
sabah yine ayni kivrimli sarkilar
kumsala alenen sizmislar
oysa,
dolunaya ne kadar az kalmisti
yine de gordum gozlerini
yorgun ve bekledigi aciyi yasamaya baslayan
dolunay oncesi ay'lardan
icimize sizan neydi?
hayalet yazarlar seffaf sayfalara yazdilar:
tedmur'dan karpaz'a bir kum firtinasi esmis
kumsala bir bedevi cole ise kaplumbagalar dusmus
bu firtinada gozlerimize kacanlar neydi?
siren seslerini duymadik
hicbirimiz...
Kivanc
(Sam, 1 Temmuz)
June 9, 2010
Stratejik Derinlik: Bir dış politika eleştirisi (*)

Kıvanç Özcan
Ahmet Davutoğlu’nun 2000’li yılların başında yayımladığı Stratejik Derinlik – Türkiye’nin Uluslararası Konumu başlıklı kitabı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’nin dış politikasında yaşanan yeni gelişmelere ve değişimlere paralel olarak en çok tartışılan akademik kitaplardan birisi oldu. Davutoğlu’nun Türk dış politikası için yaptığı öneriler önce uluslararası kamuoyunda sonra da Türk medyasında ve akademik çevrelerde ‘Yeni Osmanlıcılık’ olarak nitelendirilmeye başlandı.
Odağına Ahmet Davutoğlu’nun söz konusu eserini alan bu yazının iki temel amacı vardır. İlk olarak Stratejik Derinlik isimli eser eleştirel bir gözle incelenecek ve kitabın temel derdi açıklanmaya çalışılacaktır. İkinci olarak ise, Stratejik Derinlik’ten hareketle Yeni Osmanlıcılık kavramı için giriş niteliğinde olacak bir tartışma yapılacaktır.
Stratejik Derinlik isimli hacimli ve kapsamlı çalışma Türkiye’nin dış politikasının 2000’li yıllarda nasıl yönetildiğini anlamak için okunması gereken bir eser. Her ne kadar kitapta geçen “tarihi derinlik” ve “tarihi mirasın kullanılması” gibi kavramların biraz daha açıklanmasına ihtiyaç olsa da Davutoğlu tutarlı ve uzun vadeli bir dış politika yapımı için önemli argümanlar sunuyor. Buna ek olarak, 2000’li yıllara kadar esas alınan ve bugün de Türk siyasetinde etkili bazı kurumların uygulanmasında ısrar ettiği statükolara yönelik eleştiriler de kitabın önemini artırıyor.
Türkiye yüzünü doğuya dönerken: Yeni Osmanlıcılık
AKP iktidara geldiğinden bu yana Türk dış politikasında bir takım temel değişikliklere gitmeye başladı. Ahmet Davutoğlu kendisinden önceki dış işleri bakanlarına danışmanlık yaparken de hissedilmeye başlanan bu değişiklikler Davutoğlu’nun bakanlığı döneminde çok daha fazla görünür oldu. Bu yeni dış politika anlayışını dış basın “Yeni Osmanlıcılık” olarak tanımladı, sonra da iç kamuoyunda da bu tanım yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Her ne kadar AKP kadroları ve Davutoğlu bu tanımı kabul etmekte gönülsüz davransalar da yapmak istedikleri değişikliklerin Türkiye’nin 2000’li yıllara kadar sürdürülen dış politika anlayışından bir kopuşu işaret ettiği de açık.
Özetle AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’nin dış politikasında gözlemlenen değişimleri adlandırmak için ortaya atılan Yeni Osmanlıcılık kavramı Türkiye’nin geçmişi nasıl algıladığından hareketle kimlik meselelerine de temas ediyor. Bölgesel bir güç olmanın Kürt meselesi gibi bölgeyle ilişkili iç problemleri halletmekten geçtiğini savunan bu yeni politik bakış Osmanlı mirasının özellikle Orta Doğu’da aktifleştirilerek Türkiye’ye yeni fırsatlar yaratılması gerektiğini ileri sürüyor. Fakat, hükümetin İsrail’e karşı izlediği agresif tutum ve AB’ye yönelik şüpheci söylem Yeni Osmanlıcılık politikasının etki alanını daraltabilir. Çünkü Davutoğlu’nun öncelik verdiği bölgeleri İsrail’den ve AB’den bağımsız düşünmek mümkün değildir. Ki zaten İsrail’in Suriye ile olan görüşmelerde Türkiye’nin arabuluculuğuna karşı son zamanlarda takındığı olumsuz tavır bu handikapın işareti olarak okunmalıdır. Son olarak, Yeni Osmanlıcılık Türkiye’de 2000’li yıllarda yaşanan büyük dönüşümde iktidardaki AKP’nin kimlik ve dış politika yapımında aldığı pozisyonun bir diğer adıdır.
(*) Yukarıdaki yazinin tamami dogudan dergisi'nin 16. sayisinda yayimlanmistir. Yazinin tamamina erismek isteyenlerin dogudan dergisinin 16. sayisini almalari rica olunur.
Subscribe to:
Posts (Atom)
Kış dönümü...
Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle... Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...
-
Emory College'i iyi bir dereceyle bitirdikten sonra toplumla arasindaki iliskiyi cuzdanindaki paralarla birlikte yakan ve Alaska'ya ...
-
(10-20 Mart 2010) 10 Mart I. Tez hocam haklıymış. Washington DC-Frankfurt uçuşun her zamanki gibi normal olacaktır ama Frankfurt-Tel Aviv u...
-
Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle... Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...
