January 7, 2006

museum of modern art


Bugunku son duragim MoMa yani The Museum of Modern Art. Bu muzeyi hakkini vererek gezebilmek icin yarin bir kez daha gelecegim. Bugun muzenin sinema salonunda "The Story of Adele" isimli filmi izledim. Victor Hugo'nun kizinin basindan gecenleri konu alan film, isledigi donemle ilgili ipuclari vermesi acisindan cok basariliydi. (fotoğrafı müzeye girmek icin kuyrukta beklerken çektim)

little italy

Chinatown'u gezerken Little Italy'i de gezmis oldum. Okuduklarimla gezigim sokaklari karsilastirdigimda eski havasini kaybetmis oldugunu anliyorum. Fakat yine de guzeldi diyebilirim.

chinatown

Gokdelenlerin hemen arkasinda bir Cin mahallesi. New York'ta, simdiye kadar, en keyifli dakikalarim burada gecti. Sinava iyi calisan bir ogrenci gibi ben de Chinatown'la ilgili butun bilgileri onceden okumustum. Onun icin, sokaklarda gezerken cok buyuk keyif aldim. 1940'larda mahalledeki birbirine dusman aileler arasindaki kanli hesaplasmalarin yasandigi Bloody Angle, kizarmis ordekler, Cin keki, bugune kadar hic gormedigim baliklar, sebze tezgahlari ve binlerce Cinli... Chinatown giderek buyuyor. Oyle ki, yani basindaki Little Italy'i ve Yahudi mahallesini icinne almis durumda.

new york aquarium


Sabah uyanir uyanmaz kahvalti bile yapmadan New York Aquarium'a gtmek icin Coney Island'a giden metroya atladim. Akvaryumda deniz aslaninin yaptigi bir gosteriyi izledikten sonra penguenleri, foklari ve daha bir suru deniz canlisini hem disardan hem de su altindan gorup asil merak ettigim bolume, kopekbaliklarinin oldugu yere geldim. Boylari 2,5 metre civarinda olan dev kopekbaliklari gercekten urkutucuydu. Yukarida resmini gordugunuz Mr.Breakfast isimli kopekbailigi en buyuklerinden birisi. Bu fotoğrafı cekerken balıklari biraz kızdırdım galiba :o)

January 6, 2006

Brooklyn Bridge

The Moving Image Museum'dan cikinca Manhattan'a East River uzerindeki Brooklyn koprusunden gokdelenleri seyrederek gectim. Kopruyu cok begendigimi soylememe gerek yok sanirim. 1883'te tamamlanan ve celikten yapilan ilk ve en uzun asma kopru olan Brooklyn Koprusu'nun yapimi sirasinda sirasiyla kopruyu planlayan J.Roebling ve oglu hayatini kaybetmistir. Kopruyu Roebling'in esi tamamlamistir. Koprude yururken cok oncelerden bildigim bu huzunlu oyku icimde canlandi sanki. Ayrica, yuruyus yolundaki tahtalarin arasindan asagidaki arabalara bakmanin da heyecan verici oldugunu soylemeliyim.

Museum of the Moving Image

Bugunku duragim American Museum of the Moving Image. Manhattan'dan karsiya gecip Astoria duraginda indikten sonra kisa bir yuruyusle muzenin onundeyiz. Teknik olarak bir filmin nasil cekildigi ile ilgili bilgilerin yani sira, kameralarin, televizyonlarin gelismeleri de muzede gorebileceklerinizin arasinda. Interaktif detaylar da unutulmamis. Film muziklerini kulakliklarla dinlemekten tutun da animasyon yapma olanaklarina kadar bir cok ilginc ozellik var. Ayrica muzenin icinde film gosterimleri de yapiliyor. Zaman zaman filmlerde kullanilan kostumler ve esyalar da yapimci firmalar tarafindan muzeye odunc olarak veriliyor. Bugunku sergide Chicago muzikalinde oynayan oyuncularin kostumleri vardi. Metropolitan'da oldugu gibi saskinliktan bir sure konusamaz hale gelmesem de bu muzeyi de etkileyici buldum.

January 4, 2006

statue of liberty

Bugunku duragim Ozgurluk Heykeli idi. Guney Manhattan'daki South Ferry duragina gidip, Battery Parki gezdikten sonra feribotla Ozgurluk Heykelinin oldugu adaciga gittim. Hem alttaki muze hem de ust kattaki Observer Terrace cok guzeldi. Ikiz Kulelere yapilan saldiridan sonra artan guvenlik onlemleri heykele giderken gectiginiz kapilarda iyice hissediliyor. Fransizlarin Amerika'ya hediyesi olan bu heykel Amerika Birlesik Devletleri'nin en onemli sembolu. Heykelden New York limani ve Brooklyn koprusu gozukuyor. Ayrica donuste karanlik basinca gokdelenlerin isiklari gorulmeye degerdi.

Kış dönümü...

Yılların ardından… bir merhaba – uzaklarda kalan kendime de! İçtenlikle...   Yazarım belki bundan böyle. Kapattığım kapılar açılır, küfleri ...